Kadınlar Günü / Gölgede kalanlar üzerine
08 Mart 2021 tarihi bize yeniden kadınları hatırlatıyor. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılan bu gün kadınların hayatımızda ne kadar önemli olduğunu bize yeniden hatırlatıyor. Keşke hatırlamak için güzel şeyleri bu sistemsel özel günlere ihtiyacımız olmasaydı. Kadını anlamak, dinlemek ve sesini duyurmak için hep bu günlerin gelmesini beklemesek. 8 Mart bildiğimiz gibi 5 Aralık ‘ı da bilsek ve kadınların haklarına saygı göstersek. Kadınlar şu an sahip oldukları haklarını elde edebilmek için çok çalıştılar. Bunu biliyoruz ve kadınlara ‘seçme ve seçilme’ hakkı verildi değil, kadınlar ’seçme ve seçilme’ hakkını elde etti diyoruz. Yanlış söylem yanlış davranışı da meşrulaştırıyor, bu yüzden biz buna mahal vermek istemiyoruz .Kadın haklarını savunan cesaretli kadınlardan birini tanıyalım şimdi;
Nezihe Muhiddin Tepedelengil, Osmanlı-Türk düşünür, gazeteci, yazar, kadın hakları savunucusudur. 20. Yüzyıl da Osmanlı Devleti’nde kadını toplum yaşamına dâhil etme, Cumhuriyet rejiminin ilanından sonraysa kadınların siyasal haklarının tanınmasını sağlamak için mücadele etmiş bir kadın hareketi öncüsüdür. O kadınların özgür olması için çok çalışmış ve çabalamıştır. Entellektüel bir çevreden gelen Muhiddin, kadın hakları konusunda bir farkındalık yaratmıştır. Maalesef ki politik ve dini çıkarların gölgesinde kalmış, ötekileştirilmiş ve toplumdan dışlanmıştır. Kadın haklarına adanmış bir ömür içinde binlerce öğrenci, yirmi kadar roman, üç yüz civarında öykü, sahnelenmiş piyesler, operetler ve filme alınmış senaryolar bırakarak 1958 yılında vefat etti. Muhiddin’in Kadınlar Halk Fırkası’ndan Türk Kadınlar Birliği’ne uzanan hak mücadelesini “Kadın Olmanın Günahı” belgeseli onu tanımak açısından çok önemlidir.
Nezihe Muhiddin bize bunu net bir şekilde gösteriyor ki ; düşünen,sorgulayan,okuyan bir kadın sonunda hakkını aramak için gerekli cesarete sahip olacaktır. Ve tarihin ışığında biz de bu güzel kişilikleri tanıyarak bir nebze de olsa onların amaçlarına destek oluyoruz. Yaşar Kemal şöyle söylemiş; “Bu ülkede dört şey olmayacaksın, Kadın, Çocuk,Ağaç, Sokak Hayvanı.”Son zamanlarda gördüğümüz ya da bize gösterilen haberler hep şiddet, cinayet , cinnet ile alakalıdır. Son zamanlarda mı arttı bu şiddet vakaları yoksa hep mi böyleydi? Bu noktada biraz da iğneyi kendimize çuvaldızı başkalarına batırmalıyız. Bu aslında biraz da arz-talep ilişkisidir. İnsanlar bunları izliyor ve talep ediyor ki bu tarz haberler tekrar tekrar gündeme geliyor. Ben şunu da biliyorum değişimin gücü bizim elimizdedir. Bu kadınlar günü yani 8 Mart da kadınlarımızı sadece bir gün hatırlamayalım. Yaşamın içinde onlara her gün, bir insan olarak hak ettikleri değeri verelim. Onlar annemiz, ablamız, öğretmenimiz, doktorumuz, bilim kadınımız. Onlar bizim geleceğimiz.
Son olarak Kadın Şairi diye bilinen Nizar Kabbani’nin bir şiiriyle yazımı sonlandırıyorum ve diyorum ki Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun!
“Beni seviyorsun öyle mi?
Bir daha bu lafları söyleme (E mi?),
Çünkü beni (Sahiden) güldürüyorsun,
Beni seviyorsun (öyle mi?)
Tıpkı başka kadınları sevdiğin gibi (değil mi?) Beni seviyorsun (öyle mi?),
Ben (senin indinde) sadece bir (güzel) yüzüm (değil mi?)
Tıpkı renkli kitabındaki nice yüzler gibi,
Okuduktan sonra kenara attığın solmuş bir yaprak Ya da oyun masasındaki kartlardan biri gibi,
(Hani) birer birer alıp ve sonra Tekrar geri bıraktığın (oyun kartları gibi),
Yeni bir oyuncak bulduğunda Beni kırıp atarsın İstersin ki ben
(Süreğen) hareminin duvarları arkasına (Mezara) gömeceğin bir gözden olayım,
Bana gelince,
Aramaktayım, ey sömürücü seni… “
Eşe Güngör


