Değerli okurlarım,
Haber kaynaklarından almış olduğum bilgilere göre bu yıl gerçekleşen şiddetli yağışlar yüzünden Menemen ovasının büyük bir bölümünde göllenmeler olmuş. Yıllar önce yoğun yağışlarda tarlalarda suların göllenmemesi için hendekler vardı. Bu hendekler hem tarlaların sınırını belirtir hem de toprağın ememediği suların akıp gitmesini sağlardı. Kurak yıllar başladığında iki üç karış arazi kazanmak için bu hendekler yok edilmişti. Günümüzde bu hendeklerin açılması mümkün değil. Menemen ovası bilinçsiz sulamalar yüzünden gerenleşmeye başladığında drenaj çalışmaları yapılmıştı Toprağın altına yerleştirilen künkler yağmur sularının yıkadığı topraktaki tuzlar su ile birlikte künklere akarak tuzun topraktan arınması sağlanmıştı. Devlet su işleri göllenme olan tarlalara mazgallar koyup suyun bu künklere akmasını sağlarsa bu göllenme sorunu halledilmiş olur.
Korona virüsünün tavan yaptığı günümüzde Cumhurbaşkanı aşı ile ilgili bir müjde verdi. Türkiye kendi aşısını kendisi üretecek ve dünyaya aşı satacak. İnşallah öyle olur ama ben bu konuda umutlu değilim. Zira bir zamanlar dünyaya ürettiği aşıları satan HıFzı sıhha enstitüsü halen kapalı, açmaya da niyetli değiller. İnşallah bir liralık elektrikle on iki saat çalışacak olan traktör gibi olmaz. Zira yıllar oldu o elektrikli traktörden hiçbir haber yok.
Menemen’in geçmişi
Menemenliler, geçmişimize sahip çıkalım. Son günlerde dünyanın en eski tapınağının göbekli tepedeki tapınaktan söz edilmektedir. Bu tapınağın on bin yıl öncesinin eseri olduğu söylenmektedir. Oysa Menemen’de Hıdır tepe’de bulunan tapınak insan oğlunun ilk tapınaklarından biridir. Bir eşi de Helvacı beldesindedir. Geçmişleri yontma taş devrine dayanmaktadır.
Bu tapınaklarda taşlar kabaca insan üreme organlarına benzetmeye çalışılarak yontulmuş ve o dönemin insanları kendi elleri ile yontukları bu taşlara tapmışlardır.
Dünyanın en eski tapınağında bulunan bu taş tanrılar, İzmir Arkeoloji müzesinin bahçesinde Helvacı beldesinde bulunanlarla birlikte sergilenmektedir.
Ne yazık ki bulunan bu dünyanın en eski mabedinde kazı yapılmadığı gibi tapınak koruma altına alınmamıştır. Menemenliler kendi tarihlerinin bulgularını mutlaka Menemen’e ait bir müzede sergilemelidirler. Bu iş için de bence en uygun olan mekan tarihi bedestendir.
Menemen’in Buruncuk dağında bulunan antik şehir Larissa’da bulunan ve tüm dünyada bir benzeri olmayan sütunlar İstanbul arkeoloji müzelerini süslemektedir. Daha küçük buluntular ise İzmir arkeoloji ve fuar müzelerinde sergilenmektedir. Larissa’da bulunan yaprak şeklindeki taşlarla örülmüş bir duvara dünyanın hiçbir kazı alanında rastlanılmamıştır. Bakınız İzmir asarıatika muhipleri cemiyetinin on altı no.lu (17 de olabilir) ne diyor. Larissa’daki deaktıpllara ne Anadolu’da ve ne de dünyanın hiçbir kazı alanında rastlanılmamıştır.
Deaktıp’ın sözlük karşılığını sözlüklerde bulamadım. Kanımca anlamı üst üste yığılmalar anlamındadır. Zira Larissa’nın tarihi Eoly’lerden çok daha eski tarihlere uzanmaktadır. Kalenin bulunduğu alanda Pelagslardan çok daha öncesinde yerleşilmiş. Daha sonra pelagslar yerleşmişler. En son da Eoly’ler yerleşmişler. Bunların tümü kendilerine ait eserler bırakmışlardır. Larissa Eoly federasyonunun baş devletidir.
Pelagslar Milattan önce beş bin yıllarında yaşamış olan, nereden geldikleri ve nasıl yok oldukları bilinmeyen bir Türk kavmidir. Yaşadıkları bıraktıkları eserlerden bilinmektedir.
Özcan Nevres


