Çiftçinin Dürüstlüğü (Kısa Hikaye)
Yıl 1999;
Görevli bulunduğum Zirai Donatım Kurumu Sarı göl şubesi şefi olarak, özelleştirme kapsamı içerisinde, Zirai Donatım Kurumu Bergama şubesini, Tekele devir etmek amacıyla, bir aylık geçici görevle Bergama’ya görevlendirildim.
Yedi buçuk dönümlük şube binamızla Tariş Müdürlü’ğü yan yana idi. Pamuk mahsül sezonu olduğu için, pamuk yüklü traktörler mahsüllerini Tariş depolarına teslim etmek için uzun kuyruklar oluşturuyorlardı. Gecenin bir vakti dışarıdaki seslere kulak vererek kapıya çıktım. Tam dairemiz önünde iki çiftçi konuşmaktaydılar.
Çiftçinin biri diğerine soruyordu;
‘’Ya arkadaş sana bir sorum var’’ dedi.
Diğer çiftçi ‘’sor bakalım.
‘’Biliyor musun?, hiç merak ettin mi?, çiftçiler her şeye rağmen nasıl ayakta duruyorlar?, yıkılmıyorlar? ‘’
‘’Niye ki?’’ dedi diğer çiftçi.
‘’Niye olacak arkadaşım, çünkü çiftçi hiçbir zaman haram yemiyorda ondan, anladın mı?’’
Bu konuşma beni çok etkilemişti ve aşırı derecede duygulandım, aradan yıllar geçti, ne zaman helal ve haram sözü geçse bu çiftçilerin konuşmaları aklıma gelir. Yirmi bir yıl hep onlara hizmet ettiğim için onur duyuyorum. Milli ekonominin temeli ziraattir. ‘’KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR’’ diyen MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜNDE TÜRK köylüsü ve çiftçisinden hep övgüyle bahsetmesinden göğsümüz kabarıyor .
Helal ile haramı ayırt eden bu insanlar her türlü övgüye değer. Zor koşullar içerisinde üreten çiftçimizi, köylümüzü, onurlu duruşunu kaybetmeden dim dik ayakta durmalarından dolayı yürekten kutluyorum. İyi ki varsınız.
Mahmut AKAY


