ÇAĞDAŞ TÜRK RESİM SANATI “ASKER RESSAMLAR KUŞAĞI”
Türk resim sanatının temellerini oluşturan Osmanlı Minyatür sanatı bir önceki yazımızda irdelemiş ve önemliliğine vurgu yapmıştık. 18. yüzyıl Osmanlı yapılarını süsleyen minyatürler yerini artık batılı barok ve rokoko üslubuna bırakmaya başlamıştı. 18. yüzyıldan sonra belirmeye başlayan Batılılaşma hareketleri sonrası Türk sanatı batılı seyrine girmiştir ve günümüze kadar gelen süreç de Çağdaş Türk Sanatı olarak adlandırmaktayız. Bu Batılılaşma hareketi toplum içinden olmamıştır, devletin yönetici kısmında başlamıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra ancak akademik eğitim alan askeri ressamlar batılı resim çalışmaları yapmaya başlamışlardır. Askeri okullarda eğitici amaç ile resim dersleri verilmeye başlanmıştır ve böylelikle resim eğitimi alan, mezun olan askerler yurtdışı eğitimine gönderilmiştir. 1882′ de Sanayi-i Nefise Mektebi kurulmuştur. ( 1928’de Devlet Güzel Sanatlar Üniversitesi adını alır, sonrasında 1982′ de ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi adını alır. ) Bu okulda batılı ölçeklerde eğitim verilmeye başlanmış, müdürlüğüne ise Osman Hamdi Bey getirilmiştir. Osman Hamdi Bey’i meşhur “Kaplumbağa Terbiyecisi” adlı resminden hepimiz tanırız. Türkiye resim sanatının başlangıcının büyük kısmını Nakkaşlar sonrasında bu Askeri okul çıkışlı ressamlar oluşturur. Bu ressamlar fotoğraftan yararlanarak titiz çalışma teknikleri kullanırlar. Doğa konulu resimlerini, doğaya çıkarak değil, tarihsel çevreleri konu alan fotoğraflardan çalışmışlardır.Ferik İbrahim Paşa, İstanbul’un Üsküdar semtini çalışan Hoca Ali Rıza, Figür üzerine çalışan Osman Hamdi Bey, İzlenimci ressam Halil Paşa, Hüseyin Zekai Paşa, Ahmet Bedri, Hüseyin Giritli, Ahmet Muhip, Salih Molla Aşki, Şeker Ahmet Paşa ilk akla gelen bu asker ressamların, batılı anlamda Türk resim sanatı üslubunun oluşmasında büyük rolleri vardır.


