HİCBİR ŞEY…
Bir gün ansızın son bulacak hayatımız. Bilsek de ömrümüzün biteceğini sanki hiç bitmeyecekmiş gibi tüm yaşantımız! Gün aydınken içine düştüğümüz hayat sarhoşluğunun pişmanlığını gece ansızın içimize çöken burukluk hissinde anlarız. Ertesi gün gene sarhoş olana kadar riyakarca yaşarız. Ruhumuzda eksik kalan, bir türlü dolmayan yerler vardır. Başarısızlık, bir şey olamamışlık, yetersiz kalıp hayatta silik kalmışlık, hayat tarafından ezilmişliklerimiz, bunların hepsi bizi istemediğimiz kişilere döndüren içimizde bir yerlerde saklı kalan, fırsatını bulduğunda açığa çıkıp bizi kendimiz olmaktan uzaklaştıran şeylerdir. Bu yüzden uzak durmak gerekir hayatın bize dayattığı bu kirli oyundan. Değmez! Başarı için, takdir için, egomuz için verilen mücadeleye değmez. Elbet devam edecek Dünya düzeni ama bizim bu düzenin neresinde olduğumuz daha önemli. Kirli çarkın bir parçası olmamız gerekmez. Eğer kendimizi bulutların üstünde görmek istiyorsak bunun için başkalarını kullanmadan ve kötü yolları tercih etmeden kendi ruhumuz ve bilgeliğimizle başarmalıyız.
Bazen insan kendini ölmüş gibi dışarıdan seyretmeli. Öyle olsaydı hayatta hangi kararlarımızı değiştirirdik, hangi yolları seçerdik, kaç keşke sığardı ruhumuza… Uğruna mücadele verdiğimiz beklentilerimiz, ve hayallerimizin değer yapısını kendi içimizde belirleyebiliriz ve öldüğümüzde bu dünyadan daha az keşke ve daha az pişmanlık içinde gideriz.. ve nihayetinde hepimiz hiçbir şey kadarız. Ölümlü dünyanın kiralık oyuncularıyız…


