Merhaba sevgili dostlar;
Yine yeni bir köşe yazısıyla sizlerle beraberim. Birçok engelli çocuğu olan ailenin en büyük düşüncesidir engelli çoçuğunun yarınlarına endişe duymak. Öyle ki her söz ben hayattayken diye başlar, keşke diye devam eder. Bu kaygı ve düşünceli oluşlarının nedeni, engelli çocuklarına dair duydukları gelecek tasasıdır.
Haliyle içgüdüsel olarak düşünür dururlar. Asıl büyük korkuları engelli bakım evlerinin ne denli güvenli oldukları ve görevli personelin engelli olan çoçuğa kendilerinin gösterdiği sevgi ve ilgiyi gösteremeyecekleridir. Öyle ki, sosyal devlet anlayışında her ne kadar koruyucu nitelikler var olsa da bu kadrolarda çalışan personelin bu konuda yeterli bilgi birikimlerinin yetersizliği çoğu zaman medya kanalıyla gözler önüne serilmektedir.
Her defasında ön yargılı bir toplum olduğumuzdan mıdır bilinmez şiddet burada da ister istemez kendini göstermektedir. Yaşanılası güzel ülkemde bilinçsiz eğitimsiz insanlar var oldukça buna en büyük örnektir. Öyle ki, toplum olarak hala bir şeyleri aşamamışken bu ve benzer örnekleri göremeyeceğimizin garantisi var mıdır? Bu da sorgulanması gereken diğer yegane husustur. Sosyal devletin amacı engelli bireye sonuna çıkmak insanları engelli bireylerin hayatlarında karşılaştıkları zorluklara karşın toplum içinde yeterli bilgilendirmeyi sağlamaktır. Kim bilir bu temennilerimiz gün olur gerçekleşirde engelsiz mücadele veren kardeşlerimizde daha iyi şartlarda hayatlarını idame ettirirler. Şimdilik hayallerinde düşlerinde kurdukları hayatlarını gerçekte yaşayabilirler. Bu konuda o kadar çok söylenecek söz ve sitem var ki…
AMA ANLAYABİLENE!
Gelin hayata birde onların baktığı açıdan bakın, yaşanılan zorlukları birde onların bakış açısıyla yaşayın ne dersiniz?
Düş mavisi yarınlarda ENGEL’SİZCE Yaşamanız Temennisiyle…
SERHAT PEKER


