Toplumun Kanayan Yarası
Menemen Postası Gazetesi değerli okuyucularım. Yine bir sayıda daha buluşmanın keyfi ile sizlerle fikirlerimi paylaşacağım. Menemen de bu günlerde çokça konuşulan ve gündeme damga vuran konular arasında biliyorsunuz ki evli erkeklerin kendi meşrutiyetini kazanmak uğruna evi terkedip yeni bir yaşam kurma hevesleri mevcut .
Kanayan yara haline dönüşen ve gözlemlediğim kadarı ile bu sayının daha da çoğalıyor olmasi içler acısı bir konu .
Yaklaşık olarak bir yıl önce yakın bir arkadaşımın başına gelen bir olayı anlatmak istiyorum. Arkadaşımın anlattığına göre eşi borçlarım var deyip oturdukları evi sattırıyor. Daha sonra kiraya geçen arkadaşım ve ailesi zor ve sıkıntılı bir hayat sürmeye başlıyorlar. Tartışmalar ve aile içinde huzursuzluk baş gösterirken arkadaşımın eşi sebepsiz bir gün evi terk ediyor .Aylarca arayıp sormuyor ,nerede ve nasıl yaşadığı bilinmiyor ,oysa eşi başka bir sevgili ile hayat sürmeye başlıyor ve yeni hayata kendini alıştırıyor.Satilan evin parasıda yeni sevgiliye harcanıyor.
Arkadaşım zor hayat şartları ve tek başına ayakta durma mücadelesi verirken , eşi yeni hayat düzeni içinde boşanmayı da kabul etmiyor ve haftanın bir kaç günü arkadaşımın evinde diğer günleri de sevgilisinin yanında vakit geçirmeye başlıyor. Yaklaşık bir yıl süren bu ailevi sıkıntılar ve üzüntüler arkadaşımı ruhen mutsuz ediyordu. Yuvanın yıkılmaması icin cok mucadele eden arkadasim bir cok hastalık ve üzüntü icinde yaşam sürmeye basladi. Ailenin eski haline gelmesi ve devam etmesi halen zor ve mümkün değil .Kanunen de çekip giden kocaya hiç bir hukuki işlem yapılmazken kadının aile içinde ne kadar zor bir süreç yaşadığı elbette aşikar.
Bir kadin olarak hukuki hakka sahip olamadan ya bu evliliği sonlandıracaksın ya da eşinin sevgilisi ile yaşamasına boyun eğmek durumunda kalacaksın .Bir kadın olarak hukukun erkekleri bu denli koruyor olması beni daha da içten içe üzüyor. Toplumumuzda biliyorsunuz ki kadına olan değer zaten içler acısı. Kadın bazı geri düşünen kişilerce sadece evinde çocuk bakması gereken ,çalışması arzu edilmeyen ,kendi ayakları üzerinde durması istenilmeyen, çoğu zaman baskılanmış , fikirleri susturulmuş, özgürce düşünmesi engellenmiş, çoğu zaman eğitim hakkı elinden alınmış, işkence ile tecavüz edilmiş, dayak ve ölümle burun buruna gelmiş ve hatta acizce öldürülmüş, hayatı ve yaşamı elinden alınmış en zor şartlarda bile kocasına karılık yapmak zorunda bırakılmış degil mi ?Bu toplumda bu şartlarda varolan ya da varolmaya calisan bir çok kadın var. Hukuken kadın olarak erkekler ile eşitlikten söz etmemiz mümkün değil.
Biliyoruz ki biz her daim erkeklerin arkasından yürümeye mecbur bırakılıyoruz .Bir patron her zaman erkektir ve onun altında çalışan bir çok bayan mevcut .Bir başkan erkektir ve onun altındaki yöneticiler bayan olabiliyor. Erkekler tarafından bir bayanın bir üst kademede olması mümkün değil kabul edilemez .İstisnalar kaydeyi bozmaz diyorum .Bir kaç küçük istisna bulunsa bile .
Erkeklerin bu denli toplum içinde piramidin en üst kısmında olma hevesleri hukukunda onlardan yana olması şimdi ailevi kültürümüzün de yıkılmasına dağılmasına sebep oldu diyebiliyoruz.
Şöyle ki evli erkeklerin sosyal medya üzerinden kendilerine sevgili yapıp hem ailemiz ile olalım hem de sevgilimizi bırakmayalım düşüncesi hakim oldu .Özellikle Menemende bir kaç kişi ile başlayan bu durum git gide çoğalmaya başladı diyebiliriz. Gözlemlerim daha da fazla olacağı yönünde. Ailevi düzenin yıkıldığı yeni bir yaşam tarzı meydana geldiği erkeklerin tek eşlilikten çok eşliliği tercih ettiği ve kanunende hiç bir hakka sahip olamadığımız bu duruma dur demek gerekir diye düşünüyorum.
Aile yapımızı,örf ve adetlerimizi koruyup yeni nesillere bu yapıyı aktarmamız gerektiğini savunuyorum.
Benim de şu sıralar yaşadığım ve üzüntü içinde çözülmesini umut ettiğim konular mevcut .
Bir ailenin ne kadar kutsal olduğunu bilmekteyim .Bu kutsal aile yapısı içinde çocuğun büyümesi ,bir birey olarak topluma kazandırılması ve anne babanın bu çocuklara iyi örnek aile yapısı oluşturması gerektiğini düşünüyorum.
Toplumumuzda eğer bu kanayan yara yani erkeklerin çok eşlilik düşüncesi olursa bu aile ortamı içinde sağlıklı çocuklar yetiştirilemeyecegini düşünüyorum.
Sağlıklı çocuklar aile içinde anne babasını örnek alıp doğru davranışlar ile sevgi ,aşk ,saygı ile büyütülmüş çocuklardır. Toplumumuzu koruma adına hukuken erkeklerin çok eşliliğe itilmesini engellemek ve bu konuda kanunun daha ağır basması gerektiğini düşünüyorum.
Menemenin kanayan yarasi haline gelmeye başlayan bu önemli ailevi sorunların en kısa zamanda hukuken de çözülmesini diliyorum.
Aslında bu konuda yazacak çok şey var ve ileriki zamanlarda bu konuya tekrar değineceğim.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramınızı en içten DİLEKLERİM ile kutluyorum. Tekrar görüşmek üzere hoşçakalın diyorum.


