YA İNSAN YA DA İNSANLIK
İnsan yaratıldı ve Dünyanın kollarına bırakıldı. Bu hayata neden geldiğini bilen de vardı, öylesine yaşayıp hayatın için de kaybolanlarda vardı. İnsan önce habersizdi, içindeki saflığı yitirmemişti. Sonra aramaya başladı, anlamaya çalıştı. Önce kendinden başladı. Kendinden yola çıkarak etrafındaki diğer canlılara ulaştı hayatı anlamaya çalıştı. Anladıkça saflığından uzaklaştı, kendini bulabilmek için başka canlılara zarar vermeyi göze aldı. Oysaki Dünya hep aynıydı, değişen insandı. İnsan içinde bulunduğu boşluğu, kötülüklerle, egoyla, güç arzusuyla doldurdu. Hepimiz aynı yerden gelmemişiz gibi, kendini üstün tutmaya çalıştı, kendinden aşağı gördüklerini ötekileştirdi. Önce ırkçılığı başlattı, zenci, beyaz derken, insan köleliğini yarattı. Başkalarını küçülterek, kendini yükseltebileceğini sandı! Ardından din ile tanıştı. İnsan dini bile güç kazanmak ve çıkarları için kullandı. Kazanmak için verilen savaş bitmiyordu, hepsinin amacı vardı, çoğunun toprak kavgasıydı. İnsan kendini sınırlara kapattı. Özgür geldiğimiz bu dünyaya, bir topraktan başka bir toprağa gidebilmek için izin alma zorunluluğu getirdi, kimseyle anlaşamamak için başka dil üretti! Önce kendini küçük topraklara hapsetti adına ülke dedi. Sonra büyüyebilmek için yaktı geçti! Halbuki hepimiz insandık! Hiçbir şeyimiz yoktu kocaman dünyamız dışında. Devlet adamları insanları hep kullandı. Çıkarları için her şeyi yaptı, yaptırdı. Ama hayatın içine sıkıştırdıkları oy verip başkalarını büyüten halk adı altındakiler bunu hiç anlamadı… Ezen ve ezilen kavgası hiç değişmeyecek. İnsan güç kazanma arzusunu yenmeden, bu düzen değişmeyecek! Şimdi bu hayatın neresindeyiz arayışlar hala sürüyor. Sanırım bu dünyaya çok kapıldık, bir gün öleceğimizi unutarak, hayata dair güzel olan bir çok şeyi öldürdük…
Hakkını aramaktır yaşamak, sevilmek için aşık olmak gibi. Nerede yaşarsan yaşa, hayat tek damla göz yaşı akıttırırsa sana, ıslanırdın Yağmurun suyundan fazla. Bakmak istemezsin bile haline, kendine acırsın, Dünyada yokmuşsun gibi sanırsın. Soyutlaşmanın merkezine inersin. Avunma yöntemleri denersin kader gibi, yazgı gibi ve dersin ki kendine, her mücadelenin sonu lakayıt bir bitişse eğer, öyleyse yaşamak neye değer? Her şeye rağmen bütün imkansızlıkları ve kötülükleri biriktirirsin, tüm umutlarını tüketirsin, ölmeyi gözden geçirirsin, yinede hayatı küfür gibi seversin…


