“Nasihat Karşılığı İş Verilir”
“Nasihat Karşılığı İş Verilir”
Anadolu’nun en ücra köşesindeki köylerinden birinde bir genç, yaşlı anasıyla birlikte yaşamaktadır. Köyde geçim çok zor olduğu için bu genç çalışmak ve iş bulmak umuduyla yaşlı anasını köyde bırakarak İstanbul’a giderler. Genç günlerce iş arar; sonunda küçük bir dükkanın önünde durur. Dükkanın camında “Nasihat Karşılığı İş Verilir” diye yazan kağıdı okur. İçeriye girer;
İçeride yaşlı bir adam oturmaktadır. Genç, yaşlı adama camdaki yazıyı okuduğunu ama bir şey anlamadığını söyler. Yaşlı adam gence” otur bakalım evladım anlatayım” der ve başlar anlatmaya;
“Benim dükkanımda çalışacak insana para değil sadece nasihat veririm, kabul ederse burada çalışırsın “der. Bu arada tabi ki şartım var; “Birinci senenin sonunda nasihat, ikinci senenin sonunda da bir nasihatim olacak der, bu şartımı kabul edersen dükkanımda çalışabilirsin der”
Genç şöyle bir düşünür ve şartınızı kabul ediyorum der ve çalışmaya başlar…
Bu arada gencin amcasının çocukları da iş bulmuş ve çalışmaya başlamışlardır.
Tam bir sene geçer, yaşlı adam ilk nasihatini söyler:” Evlat birinci nasihatim; hiçbir zaman emanete hıyanetlik yapmayacaksın “ der. Genç sabırla çalışmaya devam eder, zaman su gibi akmaktadır. İkinci senenin sonu da gelir ; Yaşlı adam ikinci nasihatini de söyler. “Evlat hiçbir zaman bildiğin yoldan şaşmayacaksın. Nasihatlerim bitti” der.
Sana yalnızca iki ekmek veriyorum bu ekmekleri yaşlı anacığına götür benim için der, yolun ve bahtın açık olsun artık köyüne gidebilirsin diyerek genci uğurlar. Ekmekleri de göğsünde saklamasını sıkı sıkı tembih eder. Bu arada gencin amcasının çocukları da paralı işlerde çalışmışlar, altınlar almışlar ve onlar da köylerine dönmektedir.
Gençle birlikte amcasının çocukları atlarına atlayarak köylerine doğru yola çıkarlar. Yolculuk esnasında önlerine çatal yol çıkar, amcasının çocukları; ırmaktan geçerek karşıya geçilen yolu tercih ederler. Genç ise, karşı çıkar ve diğer yoldan gideceğini amcasının çocuklarına söyler. Amcasının çocukları onu dinlemeyerek atlarla birlikte ırmağa giderler, ırmağın içinde gizli bir akıntı vardır ve azgınlaşır. Atlar bütün eşyalarla birlikte sürüklenir ve amcasının çocukları güç bela azgın sulardan kurtularak karşıya geçerler, Bütün kazandıklarını sular alıp götürmüştür.
Genç diğer yoldan köyüne doğru hareket eder, biraz ileride atlı eşkıyalar genci durdururlar ve “ üzerinde altın, gümüş ne varsa hepsini onlara teslim etmesini, yoksa canından olacağını söylerler.”
Genç adam, parasız pulsuz olduğunu yalnızca bu atı onlara verip ,yürüyerek köyüne gideceğini söyler. Eşkıyalar onun sözlerine inanırlar ve atı da almazlar, köyüne döner, gider.
Yaşlı anası onu karşılar ve iki yıl boyunca ne yaptığını sorar; O da başından geçenleri bir bir anlatır ve iki yılda yalnızca iki nasihat kazandığını söyler ve göğsünden yaşlı adamın anasına gönderdiği iki ekmeği uzatır.
Annesi ekmeği böler, ama hayretler içerinde kalır.
Yaşlı adam ekmeklerin içine altın koymuş ve genci edata ihya etmiştir.
Yaşlı adamın iki nasihat karşılığını bulmuş. Amcasının çocukları elleri boş köye dönerken; “ O ekmeğin içinde altınlarla refaha kavuşmuştur.”


