KORİDOR
Onlar bizim kıymetlilerimiz
Sevgili okurlarım, ikinci sayımızda sizlerle buluşmanın mutluluğunu yaşadığımı belirtmek istiyorum. Ocak ayında çıkan ilk sayımızda bizlere koşulsuz destek veren ve iyi niyetlerini gösteren okurlarımıza sonsuz teşekkür ederim.
Pandeminin olumsuz etkileri hayatımızın her alanında kendisini göstermeye devam ediyor. Açılamayan iş yerleri, seyahat kısıtlamaları, gerçekleştirilemeyen toplu etkinlikler, ekonomik kayıplar ve yaşamımıza giren hafta sonu sokak kısıtlamaları, say say liste bitmek bilmiyor, uzadıkça uzayıp gidiyor.
Pandemi süresince yaşadıklarımızı düşündüğümüzde, sanki geleceği anlatan bir bilim kurgu filmi izliyormuş hissine kapılıyoruz. Çünkü yaşadıklarımız ancak ve ancak geleceği anlatan bir film senaryosunda olabilirdi. Sanki gerçek olmayan, kurmaca bir zaman diliminde yaşıyoruz.
Pandemi kaynaklı kısıtlamalar ve kurallar insanı değerlerimizi yok etmeyi hedefliyor. Örneğin en son ne zaman bir dostumuzun elini sıktığımızı ya da ona sıkıca sarıldığımız tarihi hatırlamıyoruz. Neredeyse sarılmayı ve el sıkmayı unutur olduk. Ancak hem kendimiz hem karşıdaki dostlarımızın sağlığını tehlikeye atmamak için mecburen bu kısıtlamalara bir süre daha devam edeceğiz.
Demem o ki, pandemi süreci başta günlük yaşamımız olmak üzere, binlerce yıldır geliştirdiğimiz kültürümüzün bir parçası olan alışkanlıklarımızı, geleneklerimizi ve göreneklerimizi baştan aşağı dejenere etmeyi başardı. Yani hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Pandemi kısıtlamalarından en çok etkilenen kesimlerden biri de hiç şüphesiz 65 yaş üstü vatandaşlarımız oldu. Hemen herkes pandeminin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini ve yeni bir dünya düzenine geçildiğini tartışıp dururken, her nedense yaşlılarımızı hiç kimse gündeme getirmedi. Kısıtlamanın en başından bugüne kadar, yaşlı vatandaşlarımıza yönelik bir dizi yaptırımlar uygulandı. Hem onların vücut dirençlerinin düşük olması, hem de virüse kolay yakalanma ihtimali yüzünden evlerine kapanmak zorunda kaldılar.
Küresel sermayenin aktörleri, genç nesil ile yaşlı nesil arasındaki bağı koparmayı hedefliyorlar. Küresel güçler, ulus devletlerin can damarını, yani köklerini kesip atmaya, geçmişle bugün arasındaki bağı yok etmeye çalışıyorlar. Yaşlıları, salgının en önemli halkası göstererek, onları genç nesilden uzak tutmayı başardılar.
Yaşlılarımızı Z Kuşağından uzak tutarak, dijitalleşmeyi daha ileri bir boyuta taşıyacaklarını düşünüyorum. Çünkü yaşlılarımız tarihin yaşayan birer şahitleridirler. Geçmiş döneme ait kazanımlar, onlar aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılarak devam ediyor. Dijitalleşme ve küresel gücün karşısındaki potansiyel tek güç geçmişin tanıklarıdır. Z kuşağını yaşlılarımızdan kopararak, kendilerine daha büyük ve yeni pazarlar oluşturmayı planlıyorlar. Böylece hayatımıza yeni birçok kavram daha yerleşecek ve küresel sermayenin kölesi olmak daha da kolaylaşacaktır. Covit 19 eğer bir proje ise, bu projenin başlıca amacı; “Yaşlılarımızı bizlerden koparıp, onlarla tüm bağımızı kesmektir.” Geleneksel tatlarımız, ritüellerimiz, gelenek ve göreneklerimiz tek tek unutturuluyor. Sanal dünya çok yakında kapımızdan içeri girecektir.
Bizlere düşen yegâne görev ise, yaşlılarımızı önemsemek ve onları daha çok ziyaret etmektir. Böylece onların edindikleri tecrübeleri ve geçmişin izini taşıyan kültürümüzü öğrenmek daha kolay olacaktır. Yaşlılarımızla yaptığımız konuşmaları kayıt ve görüntü altına alıp, bu kayıtları gelecek nesillere aktarmalıyız. Yaşlılarımız çok yalnızlar konuşacak ve kendilerini dinleyecek dostlara ihtiyaçları var. Siz de daha fazla geç kalmadan en yakınınızdaki yaşlınızı ziyaret edin ve onu dinleyin. Kimi zaman askerlik anısını, kimi zamanda aşklarını dinleyin. Ben bu aralar sık sık yapıyorum, çok iyi geldiğini söyleyebilirim.
Bir sonraki sayımızda buluşmak üzere, kalın sağlıcakla…


