Usta oyuncu Ali İPİN ile içten bir söyleşi


‘’Ekranların ve sahnelerin usta ismi Ali İPİN ile içten bir söyleşi gerçekleştirdik. Mütevazı kişiliği, öğrenme isteği, doymayan ruhu ve bitmek bilmeyen yaşam enerjisi ile yıllardır hem sahne de hem de ekran da en içten sevgi dolu duygularla izleyicinin sevgisini kazanan İPİN, bu mesleğe gönül vermiş birçok kişinin hayal edeceği 46 yıllık sanat hayatının haklı gururunu yaşıyor ..
Gazetemiz Menemen Postası siz okuyucularımız için Ali İPİN ile okunmaya değer bir söyleşi yaptı. Söyleşide Ali İPİN’i daha yakından tanıyacaksınız…
OYUNCULUKTAN KALAN ZAMANDA Ali İPİN NELER YAPAR? VAKTİNİ NASIL GEÇİRİR?
Oyunculuktan kalan zamanlarda; öncelikle diksiyon, temel oyunculuk ve dublaj hocalığı yapıyorum. Kalan zamanlarda kedilerim (6 kedi) ile ilgileniyorum. Zaman zamanda antika eşya ve objelerin restorasyonu ile uğraşıyorum.

GÜNÜMÜZDE ARTIK FİLM VE DİZİLER DİJİTAL MECRALAR İÇİN YAPILIR OLDU. SİZİN DİJİTAL MECRALARA OLAN BAKIŞ AÇINIZ NASILDIR? BİR GÜN SİZ DE DİJİTAL MECRALARDA YER ALIR MISINIZ?
Genelde dijital kanalları seyrediyorum diyebilirim. Zira Televizyonda değişen süreçlerde kimi zaman 3-5 dakika kimi zamanda 10-15 dakika da bir neredeyse yarım saat süren reklamlar sıktı artık! dijital işler de gittikçe kaliteli olmaya başladı. Açıkçası dijital platformlarda olan işlere açığım diyebilirim.
DİJİTAL PLATFORMLARA OLAN İLGİ TELEVİZYON DÜNYASINA VE TELEVİZYON DİZİLERİNE OLUMLU VE OLUMSUZ YÖNDE NASIL BİR ETKİ GÖSTERİYOR SİZCE?

dijital platformlara olan ilgi günden güne artıyor. Seyirci de artık iyice bilinçlendi. Bu nedenle mantıklı, aklı başında işler seyretmek istiyor. Televizyon seyircisi dijital platformlardan dolayı daha seçici oldu. Eskimiş, basmakalıp işlere hiç prim vermiyor.
PANDEMİ SEBEBİYLE TİYATROLAR EPEY YARA ALDI. BU YARALAR NASIL KAPANIR NELER YAPILMALI SİZCE?
Pandemi nedeni ile tiyatrolar daha doğrusu gösteri sanatları çok ağır yara aldı. Mesela ben geçen sezon bir jübile oyunu hazırladım, yani hem yönettim hem oynadım. Tek kişilik bir oyundu. ‘’josef Bieder’in yıldızının parladığı an’’ adlı oyunu. Toplam 2 ay prova yaptım. Dansları, müziği (opera) ile dolu dolu 2 ay ve 10 mart 2020’de ilk temsilini oynadım. Aynı zamanda oyunun Türkiye prömiyeriydi. 4 temsil oynayabildim ve pandemi başladı. Başta devlet tiyatrosu olmak üzere tüm tiyatrolar perde kapattı. İşte o süreç içimi çok acıttı. Ama boş durmadım. Karantina sürecinde oyunumu elden geçirip revize etme fırsatı buldum. Elbet bu süreç geçecek ve ben yeniden oynayacaktım ama benim için zamana karşı bir yarış başlamıştı zira 21 aralıkta yaş haddinden emekli ediliyordum ‘ben değil onlar ediyordu’’ (Gülüyor) o tarihten sonra da emekli olarak oynamam gene pandemi kuralları gereği mümkün olmayacaktı. Derken yaz geçti kurallar gevşemeye başladı ve İstanbul Devlet Tiyatrosun 1 Eylül de sezonu benim oyunumla açmaya karar verdi. Bir gün oyun ertesi gün dezenfeksiyon için boş olarak haftada 3 gün olarak başladım oynamaya. Bir hafta oynadıktan sonra ertesi hafta dinlenme sonraki hafta tekrar oynamak gibi bir düzene devam ettim. Tabi salon da %50 kapasitede seyirci alıyordu. Buna rağmen kapalı gişe oynadım ‘’Seyirci tiyatroyu çok özlemişti’’ 21 Aralık geldi ve benim zamana karşı yarışım bitti, yaş oldu 65 ve ben toplamda 26 temsil ile Devlet Tiyatrosu emekli sanatçısı oldum. Şimdi bu sıkıntıyı başka Devlet Tiyatrosu ve diğer ödenekli tiyatrolar çekiyorsa diğer tiyatroları siz düşünün… Tabi pandemi bitince bütün sanatçılar adeta zincirden boşanmışçasına çalışmaya başlayacaktır. Hatta birçoğu repertuarlarını bile hazırladılar. Ben de son oyunumu özel bir tiyatroda oynamaya başlayacağım kısmet olursa. Yaralar çabuk sarılacaktır buna inanıyorum, seyircinin özlemini de düşünerek kısa sürede durum toparlanacaktır.

Günümüz dizilerindeki konu hikaye zafiyeti bana göre tükenmişliğin göstergesi. Yabancı formattaki diziler de maalesef bir yere kadar çalışıyor, sonra bizimkiler çalakalem bir şeyler yazarak devam ettirmeye çalışıyorlar ama maalesef yama tutmuyor. Neden? Çünkü yabancı diziler max. 10 bölüm üzerine kurulmuş ondan. Sonra bizde bir can çekişme başlıyor halbuki hayat o kadar güzel konular, hikayeler barındırıyor seyirci de ne yapsın yapacak bir şey bulamadığından daha doğrusu olmadığından mecburen reklamlara katlanmaya çalışarak seyrediyor. Dijital kanallar paralı olduğu için mecburen ulusal kanallara mahkum kalıyorlar. Sonucunu da reyting savaşlarında görüyoruz.
OYUNCU OLMAK İSTEYEN BİRÇOK GENÇ SİZİN ŞUAN Kİ KONUMUNUZDA OLMA HAYALİ KURUYOR. ONLARA NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ, TAVSİYELERİNİZ OLUR MU?
Oyuncu olmak isteyen gençler öncelikle bu mesleğin zannettikleri kadar kolay olmadığını bilmeliler. Oyunculuk çok uzun uğraşlar ve emek ister. Kültürlü olmak gerekir, çok okumak araştırmak ve gözlem yapmak gerekir. Bir ya da iki kez kameranın karşısına geçmek ya da soldan sağa yürümekle oyuncu olunmuyor. Sahnede tiyatro sahnesinde var olmak tiyatro eseri oynayabilmek düzgün bir diksiyona sahip olmak, enstrüman dediğimiz bedenini doğru kullanabilmek gerekir ve de tabi yeteneğinizin olması gerekir…

YENİ DİZİ PROJENİZ BAŞLAYACAK. NASIL GİDİYOR? İZLEYİCİLERİN KARŞISINA NASIL BİR KARAKTERLE ÇIKACAKSINIZ?
Yeni dizi seni çok bekledim biraz hassas ve adeta dantel gibi işlenerek gidiyor. Özgün bir konusu var. Ben de bu dizide çok farklı bir karakter olarak çıkıyorum, yani ters köşe bir karakter. Severim böyle karakterleri (gülüyor) Bakalım hep birlikte göreceğiz umarım seyirci beğenir emeklerimiz boşuna gitmez (Gülüyor)
OYUNCULUK KARİYERİNİZE İLK BAŞLADIĞINIZ ZAMAN Kİ ALİ İPİN, ŞUAN Kİ ALİ İPİN’E NELER SÖYLERDİ?
Çok güzel bir soru.. (gülüyor)
Artık emekli oldun ama hala öğrenmeye, araştırmaya, okumaya devam değil mi? Zira bu işin sonu yok, hiç olmadı ( gülüyor)
Sayın İPİN 46 yıllık sanat yaşamınızı bize vakit ayırıp özetleyerek anlattığınız için gazetemiz adına teşekkür ederiz.
Bana bu imkanı verdiğiniz için asıl ben size teşekkür ederim.
Röportaj: M.Düzgün Uray


